Bu hadiste ifade edilen Cenab-ı Hakk'ın hitabı, özellikle gençlere bütün dünyevilikleri unutturacak derecede müthiş bir müjdedir.
Bu hadisi hatırlatan ve orucun değerini anlatan şöyle bir hadis daha vardır: "Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. Rabbiniz azze ve celle demiştir ki: Kulum, benim rızamı kazanmak için şehvetini, yiyeceğini ve içeceğini terk etti. Oruç benim içindir ve onun karşılığını verecek olan da Benim."
Allat Teala'nın bu hitabına mazhar olmak kadar güzel bir şey var mıdır? Allah'ın "gencim" diyeceği bir yiğit olmak ne büyük bir şeref, o payeye ermek ne ulvi bir mazhariyettir. Böyle kutsi bir hitaba mazhar olmak için canlar verilmez mi?!. Akıllı insan odur ki dünyada muhasebesini yapar ve ölüm sonrası için çalışır. Tembel ve aciz kimse de nefsinin istekleri peşinde koşarak bütün zamanını boşa harcar. Öyleyse yapılacak olan şeytanın oyuncağı olmamak için geçici dünya zevkinden geçmek ve hiç bitmeyecek gerçek zevk olan Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaya bakmaktır.
Rabbinin kendisinden istediği gibi bir hayat yaşamak. Nefsinin oyununa gelmemek için doymak bilmeyen isteklerine karşı çıkmak, şehevi arzuları dizginlemek, yaşadığı toplumda bir asalak olmak yerine onun ızdıraplarına ortak olarak acı ve sıkıntıları paylaşmak, bir adım daha ileri giderek aç sineleri doyurmak için onlara manevi gıdalar taşımak, evladı ateşler içinde yananlara su götürmek, geleceğe dair istikbal endişelerini bir kenara atarak milleti için çalışmak, ümitsizlere ümit, çaresizlere çare olmak, makam ve şöhret tuzağına kapışmadan hırs ve tama' girdabına kapılmadan istikamet üzerine bir hayat ortaya koymak, şehvet gayyasına yuvarlanan, nefis cehennemine düşen, fuhuş, kumar, uyuşturucu gibi kötü alışkanlıkların pençesine düşenlere el uzatmak... İşte bunlar, Rabbimizin bizden istediği ve yaptığımız takdirde O'na layık bir kul, istediği manada bir genç olacağımız hususlardır.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder